Keşfet

Bozcada

Ada, hem Tenedos (Yunanca adı) hem de Bozcaada (Türkçe adı) olarak bilinir. Yüzyıllar boyunca birçok başka isim kullanılmıştır. Belgelenmiş eski Yunan adları, Leukophrys, Calydna, Phoenice ve Lyrnessus’ tur. Tenedos adı Atina Apollodorus‘a göre Truva Savaşı sırasında adayı yöneten Yunan kahramanı Tenes’ den türetilmiştir ve Truva Savaşı’nda Aşil tarafından öldürülmüştür. Apollodorus adanın aslında Tenes adaya çıkıp, hükümdar olana kadar Leocophrys olarak bilindiğini yazar. Ada, Osmanlı İmparatorluğu’nun ele geçirmesiyle Bozcaada olarak tanındı. Genellikle Yunan ile Türk nüfusu adaya farklı isimler kullanırken Bozcaada adı, adanın Osmanlı tarafından fethedilmesinden sonra Bozcaada ile birlikte adanın ortak adı olarak kaldı. Masallara konu olacak kadar etkileyici olan Bozcada hem denizi hem tarihi ambiyansıyla büyüleyici bir atmosfere sahiptir.

Aynalı Çarşı

Çanakkale Savaşları sırasında büyük hasar alan ve 1890 yılında inşa edilen Aynalı Çarşı, tarihi dokusuyla kendisine hayran bırakıyor. Çanakkale türkülerine konu olan Aynalı Çarşı, 1960 yılında restore edilmiş ve günümüzde halen hediyelik eşyalar satan dükkanlarla çevrilidir.

Troya Müzesi

Toplamda 3.000m2 sergi salonuna sahip Troya Müzesi’nde, Troya ve Troas kentlerinden elde edilen çok sayıda eser sergilenmektedir. Müzede; heykel, lahit, yazıt, sunak, mil taşı, balta ve kesici aletler, pişmiş toprak seramikler, metal kaplar, altınlar, silahlar, sikkeler, kemik obje ve aletler, cam bilezikler, süs eşyaları, figürinler, cam ve pişmiş toprak koku şişeleri, gözyaşı şişeleri başta olmak üzere insanlık tarihine tanıklık etmiş çok özel parçalar yer almaktadır.

Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilen Troya Savaşı’nın yapıldığı yer olarak da bilinen Troya Antik Kenti UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 1998 yılında girmiştir. MÖ 3000 yılına kadar uzanan tarihi geçmişi ile dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan kent, Çanakkale il sınırları içinde yer almaktadır.

Truva Antik Kenti

Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilen Troya Savaşı’nın yapıldığı yer olarak da bilinen Troya Antik Kenti UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 1998 yılında girmiştir. MÖ 3000 yılına kadar uzanan tarihi geçmişi ile dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan kent, Çanakkale il sınırları içinde yer almaktadır.

Kilitbahir Kalesi

Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı bir köy olan Kilitbahir’de yer alan tarihi kale, İstanbul kuşatması sırasında Bizans’a yardım götürülmesini engellemek amacıyla yaptırılmıştır. Havadan görünümü yonca yaprağına benzetilen kalenin isminin “Denizin Kilidi” anlamında Kilid-ül Bahir olduğu bilinmektedir. Kale’nin inşa edilmesi ile birlikte gelişen Kilitbahir köyünde birçok Osmanlı Dönemi esere rastlanmaktadır.

Seyit Onbaşı Anıtı

Çanakkale deniz savaşlarının en yoğun ve en önemli günü olan 18 Mart günü müttefik donanmasının en önemli hedefi tabyalardır. Koca Seyit’in görev yaptığı tabya olan Mecidiye Tabyası da 18 Mart günü isabet almış ve 16 nefer şehit olmuştur. Bu bombardımandan sağ olarak kurtulan Koca Seyit sağlam kalan topu, 276 kiloluk mermiyi Niğdeli Ali’nin de yardımıyla sırtında taşıyarak, 3 kez ateşlemiş ve üçüncü atışta Ocean zırhlısını dümen tertibatından vurmuştur.

Piri Reis Müzesi

Günümüzde deniz kıyısında kalıntıları görülen Gelibolu Kalesi Bizans Döneminde 681’den 717 yılına kadar süren Arap akınları sırasında, Gelibolu’nun korunması için 711 yılında yaptırılmıştır. Daha sonra Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Piri Reisi Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Müzede, Gelibolulu olduğu bilinen ünlü denizciyi tasvir eden büstler, tablolar ve haritaları yer almaktadır.

Yahya Çavuş Anıtı

25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’nda Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan 3000 askerden oluşan İngiliz kuvvetini, komutasındaki 67 askeriyle on saat mavzer atışlarıyla sahilde durduran 26.P.A.3.Tb.10.Bl.1Tk. Komutanı Ezineli Yahya Çavuş’la kahraman askerlerinin hâtırasını yaşatmak amacıyla Gelibolu Yarımadası’nda yaptırılmıştır. İngiliz Generali Nepier, Yahya Çavuş ve askerlerinin yoğun ateşi karşısında, karşılarında bir tümen bulunduğunu sanmıştı. Yahya Çavuş Şehitliği’nde şehitlikten başka Heykeltıraş Recep Özer’in yaptığı bir de anıt yer almaktadır. Şehitlik 10 Ağustos 1992 tarihinde düzenlenen törenle halkın ziyaretine açılmıştır.

Seddülbahir Kalesi

Çanakkale Boğazı’nın girişini savunmak amacıyla Anadolu yakasındaki Kumkale ile birlikte 1659 yılında inşa ettirilmiştir. Seddülbahir’in inşası, Venediklilerle Girit Adası üzerinde süregelen uzun savaşın yeniden başlaması ile birlikte, Kilitbahir ve Kale-i Sultaniye’nin Boğaz savunması için yetersiz kaldığı düşünüldüğü için başlatılmıştır. Bu sebeple, karşı kıyıdaki Kumkale ile birlikte Seddülbahir Kalesi, Venediklilerin Boğaz saldırılarının karşılandığı ilk savunma hattını oluşturmak amacı ile inşa ettirilmiştir. IV. Mehmet’in annesi, Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılmıştır. Turhan Sultan’ın vakfiyesinde Seddülbahir Kalesi’nin kuruluş aşaması ile ilgili bilgilere ulaşmak mümkündür.

Seddülbahir Kale’si 3 Kasım 1914’te müttefikler tarafından bombalanmış olup bu saldırı ile Türk tarafı ilk şehitlerini vermiştir. Sonraki süreçte Birleşik Filo, Boğaz’ın giriş kısmındaki savunmayı yok etmek için 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915’te kaleyi tekrar hedef almıştır. Bu saldırılar ile birlikte Seddülbahir Kale’si etkisiz hale getirilmiştir. 26 Nisan 1915 tarihinde İngilizler tarafından; 27 Nisan 1915 tarihi itibariyle de Fransızlar tarafından ele geçirilmiştir.

Şehitler Abidesi

Çanakkale Muharebeleri’nde şehit düşen tüm askerlerimizi simgelemekte ve onların anısını yaşatmaktadır. Mimarı Doğan Erginbaş’ın kendi ifadesiyle abide Tüm coğrafyalardan gelen şehitlerimizin toplu bir şekilde göğe yükselişini temsil etmektedir. Ayaklarının üzerinde muharebe anlarını yansıtan kabartma rölyefler bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadası Milli Parkı içinde bulunan anıt, bölgenin en önemli alanlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Kabatepe Plajı

Kabatepe Plajı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı sınırları içinde yer alıyor. Plaja gitmek isteyenlerin en önemli duraklarından olan Kabatepe Kampının dört bir yanı çam ağaçlarıyla çevrili, kuş sesleri, güneş ve doğaya hayran bırakıyor.

Antika Traktör Müzesi

Dünya tarihini traktör dünyası üzerinden izlemek isteyenler için bir harikalar diyarı… 1800’lerin buharlı traktörlerinden yakın geçmişimize kadar tarihe tanıklık etmiş, dünyanın farklı ülkelerinde farklı hikayeler yaşamış, savaşlar, barışlar, devrimler görmüş, bazıları efsanelerin traktörü, bazıları ise traktörlerin efsanesi olmuş, eşsiz bir koleksiyonu tek çatı altında buluşturan Traktör Müzesi, heyecan verici bir koleksiyonu barındırıyor.