Mitolojide şarap tanrısı Dionysos’un doğumuna ilişkin birçok söylence bulunmaktadır. En yaygın efsaneye göre Dionysos, Zeus ile Thebai’nin kurucusu Kadmos’un kızı Semele’nin oğludur. Kıskanç tanrıça Hera, Semele’nin Zeus’tan hamile kaldığını öğrenince, onu Zeus’u tüm tanrısal suretiyle görmesi için kandırır. Hera’nın oyununa gelen Semele, Zeus’a istediği her şeyi yapması için yemin ettirmiş ve ardından bu ölümcül talebi önermiştir.
Zeus yıldırımlarıyla ona görünür ve Semele yanarak ölür. Zeus doğmamış olan çocuğu kadının karnından yanmadan alarak kendi baldırına diker ve zamanı gelince de Dionysos'un doğumunu gerçekleştirir. Böylece Dionysos'un "iki kere doğmuş tanrı" olarak adlandırılması da açıklanmış olmaktadır.
Zeus, Hera'dan korktuğu için Dionysos adı verilen bebeği Hermes'e verir. Hermes bebeği Semele'nin kız kardeşi İno'ya götürür. Bunun üzerine Hera, İno-Athamas çiftini ceza olarak delirtir. Dionysos, İno çiftinin delirtilmesinden sonra ise Papposilenos (Baş Silenos) ve Nysa Vadisi'ndeki Nymphelere emanet edilmiştir.
Su perileri olan Nympheler bebek Dionysos'u, Hera'dan kaçırarak Batı Anadolu'da, günümüzün Aydın / Sultanhisar'ı yakınlarında, Büyük Menderes Irmağı Vadisi'ndeki Nysa Antik Kentine getirir ve onu, Menderes Irmağı'nın suladığı, üzüm bağları ve zeytin ağaçlarının süslediği bereketli Ege Bölgesi topraklarında büyütürler.
Dionysos, doğanın, üzümün, asmanın, esrikliğin, hatta tiyatronun tanrısı olarak kabul edilir. Coşku ile doğayla bütünleşmeyi amaçlayan şenliklerde yer almıştır.
Atina'da Aralık ayının sonunda Kırsal Dionysia, baharın sonlarında Kent Dionysia'sı, baharın ilk günlerinde Anthestheria ve Ocak ayında Lenaia şenlik ve kutlamaları yapılmıştır. Bu şenlikler doğanın doğumu ve ölümü çerçevesinde gerçekleşmiştir.
Bu doğa tanrısı, inanışa göre kış mevsimini uykuda geçirdikten sonra baharda yeniden uyanmış; halk, Dionysos'un bu uyanışını ve sonbaharda tekrar ölüşünü dini bir şenlik olarak kutlamıştır. Dionysos şenliklerinde insanlar; davul, trampet ve flüt nağmeleri eşliğinde kendilerini ölçüsüz bir sarhoşluğa ve coşkuya terk ederlerdi.