Asmanın doğduğu topraklarda ilk kez, asma bitkisinin ve üzümün 9 bin yılını anlattık müzemizde. 9 bin yıl demişken, asmanın evcilleştirildiği coğrafyanın kadim tarihinden söz ediyoruz. Zira bu bitkinin ana vatanı; Gürcistan, Ermenistan, İran ve Türkiye oluyor. Bu kadar uzun bir tarih sürecini de yalnızca bu dört ülke anlatabilmekte. Biz de bu topraklardan birinin üzerinde yaşadığımız için kendimizi çok şanslı sayıyoruz.
Asma ve zeytin, tahılların tersine ciddi bir bilgi birikimi gerektiren kültürlerdir. Tahıllarda yalnızca tohum ekmek yeterliyken asmada yılın 10 ayı çalışmak gerekir. Bu nedenle asma yüksek bir kültürdür. Biz de müzemizde bu kültürü anlatmak istedik.
Asmanın tarihi uygarlığın tarihidir, aynı zamanda sanatın da. Anadolu ve Trakya'da günümüzden 8 bin yıl önceden başlayan pişmiş toprak sanatı, asmanın ve üzümün mucizevi ürünlerini korumak amacıyla gelişir. Diğer bir deyişle seramik sanatı gelişimini asma ve onun meyvesine borçludur.
Asma Bitkisi yaşamına Vitis Sylvestris yani yabani asma olarak başlar ve MÖ 7. Binin başlarında, günümüz bilgilerine göre ilk olarak Gürcistan'da evcilleştirilir, yani kültüre alınır, böylece Vitis Vinifera doğar. Bu evcil asma buradan, Ermenistan, İran ve Anadolu üzerinden Girit adası yolu ile tüm Akdeniz'e, günümüzden 3 bin yıl önce yayılacaktır.